İTO Başkanı Avdagiç: Kurun gerçekçi olması lazım

İTO Başkanı Şekib Avdagiç, iş dünyasının beklentilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Avdagiç, “Türkiye’nin ihracatla ilgili amaçlara ulaşma konusunda asla takılmaması lazım. Bunun için en çok önemli hususlardan bir tanesi, kurun gerçekçi olması. Bize göre kurun gerçekçi olması lazım” dedi.

İTO Başkanı Avdagiç: Kurun gerçekçi olması lazım
Yayınlama: 11.02.2024
A+
A-

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, “Enflasyonda arzu edilen aşağı doğru bir eğilim ortaya çıkmadıkça, kredi faizlerinin geriye düşmesinin, hem Türkiye hem dünya ekonomi realiteleri manasında bir karşılığı yok. Enflasyonu çok süratli şekilde tek haneye indirmemiz lazım.” dedi.

İTO Başkanı Avdagiç, gazetecilere yaptığı açıklamada, iktisatta öne çıkan bahislere ve iş dünyasının beklentilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Daha önce kredilere erişimle ilgili sıkıntı olduğunu anımsatan Avdagiç, şu anda kredi maliyetlerinin yüksekliğinin konuşulduğunu söyledi.

Avdagiç, “Şunu da iş dünyası olarak çok net biliyoruz ki enflasyonda arzu edilen aşağı doğru bir eğilim ortaya çıkmadıkça, kredi faizlerinin geriye düşmesinin, hem Türkiye hem dünya ekonomi realiteleri manasında bir karşılığı yok. Enflasyonu çok süratli şekilde tek haneye indirmemiz lazım. Tek haneye indikten sonra da kalıcı olması hatta daha aşağı gelmesi lazım. Yüzde 9-9,5 bile şu an yüksek bir oran” tabirlerini kullandı.

ENFLASYONLA MÜCADELE

Enflasyonla mücadelede en büyük riskin dış faktörler olduğuna işaret eden Avdagiç, şunları kaydetti:

“Sürekli bu coğrafyada yaşanan farklı gelişmeler var. Rusya-Ukrayna Savaşı nereye evrilecek? İsrail’in bu saldırgan tavrı ne kadar daha devam edecek? Buna bağlı olarak Kızıldeniz’deki süreç nereye evrilecek? Yaklaşan ABD seçimleri önemli. Petrol fiyatları, doğal gaz fiyatları… Bundan Ötürü şu an önümüzdeki dönem için enflasyonla ilgili risk dış faktörler. İçeride enflasyonla ilgili belirlenmiş siyaset kendi içinde dengeli şekilde sürüyor. Bununla ilgili kimi revizyon taleplerimiz olmakla bir arada, büyük fotoğraf olarak kendi içinde belirlenen bir çerçeve olarak yürüyor. Türkiye açısından bundan sonra enflasyon maksadının sapmasına neden olabilecek en çok önemli riskler dışsal riskler olabilir.

Kızıldeniz konusunun mesela Türkiye’ye avantajları var, dezavantajları var ama bunun tesirleri, bu olayın satın alması nasıl olacak? Burada belirsizlik var, taşlar yerine oturmadı. Umudumuzu kaybetmiyoruz. Bizim iş dünyasının temsilcileri olarak hiçbir zaman umutsuz olma lüksümüz de yok, niyetimiz de yok. İş dünyasının daha süratli ve tesirli şekilde ileri gitmesi için gerekli bahisleri, muhataplarımızla, Bakanlarımızla, ilgili kurumlarla, yerel idarelerle paylaşmaya devam edeceğiz. Bunlarla ilgili tahlil üretmeye çalışacağız.”

TCMB BAŞKAN DEĞİŞİKLİĞİ

Avdagiç, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) eski Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın görev müddetinde hem genel hem birebir toplantılarda birçok mevzuyu kendisine aktardığını ve hiç kamuoyuna aktarmadıkları birçok hususta çok net ilerlemeler sağladıklarını vurgulayarak, TCMB Başkanı Fatih Karahan’la da aynı sürecin devam edeceğini bildirdi.

Bu makamda olanların iş dünyasının taleplerini dikkate aldıklarını ifade eden Avdagiç, “Tüm Bakanlıklarla iletişim kanallarımız açık, mevzularımızı aktarabiliyoruz. İş dünyasının önündeki süreçlerde iş gücüne ulaşım, yabancı konuklarımızın istihdam siyasetinin gözden geçirilmesi benzeri birçok mevzu gündemimizde. Radarımızda yalnızca enflasyon, TCMB, finansmana ulaşma yok. Çok farklı alanlarda çok sayıda mevzuyu yetkililere ulaştırıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

KUR BEKLENTİSİ

Değerlendirmesinde iş dünyasının en acil tahlil beklediği bahislere da değinen Avdagiç, şöyle devam etti:

“En çok önemli husus, Türkiye’nin ihracatla ilgili amaçlara ulaşma konusunda asla takılmaması lazım. Bunun için en çok önemli hususlardan bir tanesi, kurun gerçekçi olması. Burada kurun yükselmesini ya da düşmesini söylemiyorum. Bize göre kurun gerçekçi olmasının en çok önemli göstergesi, enflasyon artışıyla kur artışı arasındaki korelasyonun bozulmaması. 2023 yılına diyelim ki dolarda 19 lirayla başladık yaklaşık 29 lirayla bitirdik ama bu yıl içinde kabaca demek ki her ay 0,9 liralık bir artış var. Aritmetik olarak ama o denli olmadı. Dolar 5-6 ay 19 lirada gitti sonra çok süratli 27-28’e çıktı. Daha önceki devirlerde de aynı bu şekilde süratli çıkışlar oldu. Bundan Ötürü hala bizim genlerimizde dövizin ani değişikliklerine karşı bir savunma düzeneği var iş dünyasında. Bu beklentinin ortadan kalkması çok önemli, zira buna bağlı olarak insanlar tasarruflarını daha çok TL’de değerlendirecekler.

Bizim şimdi beklentimiz makul ve istikrarlı bir kur artışı. Burada yüklü olarak tahminen çoğu zaman enflasyon yüzde 40 ise kur yüzde 40 olmasa bile yüzde 36 arttığı zaman korelasyon bozulmamış demektir. Biz bu çizgideyiz. Bana göre ‘kur şu kadar’ olmalı söylemi tehlikeli. Dövizin 30 lira olduğu yerde, 40-45 lira olsun demek çok önemli bir zıplama manasına geliyor. Süratli artış da süratli iniş de sizi çarpar. Bu nedenle biz gerçekçi, istikrarlı, enflasyonla korelasyon içinde bir kur olmasını istiyoruz. Biz hiçbir zaman sayı söylem etmiyoruz, bunun doğru olduğunu da düşünmüyorum.”

‘SÜREÇ UZAK DOĞUDAN KAYNAKÇI GETİRME NOKTASINA GELDİ’

Bazı dallarda yaşanan “eleman” problemine işaret eden Avdagiç, şu sözleri kullandı:

“Türkiye’de ‘ne işte ne okulda’ olan gençlerimizin sayısı AB’nin 2,5 katı, 3 milyona yakın gencimiz ne işte ne okulda. Bizim ne yapıp edip Türkiye’de ne işte ne okulda olan bu 3 milyona yakın gencin 1 milyonunu iş dünyasına çekmemiz lazım. Bu genç nesli ama teşebbüsçü ama çalışan olarak, endüstride ve ticarette çalışan eleman olarak iş dünyasına katmamız lazım. Yetişmiş çalışan sayımızı süratle artırmalıyız.

Mesela Tuzla tersaneler bölgesinde kaynakçılar günlük 100 dolar alırken, şu anda 200 dolar talep ediyor. Artık süreç Uzak Doğu’dan kaynakçı getirme noktasına geldi ama biz çocuklarımızı eğitip bu işe monte edemiyorsak sistemi gözden geçirmemiz gereken bir durum var demektir. Yeni Bakanımız Mesleksel Eğitim Merkezleri (MESEM) aracılığıyla süreci devam ettiriyor. Bence MESEM’leri bugüne kadar yaşanan deneyimlerden olumlu-olumsuz çıktılarını dikkate alarak süratlice geliştirmeliyiz. Oradan da iyi bir çıktı yakalamamız lazım. Tarihi genlerimizde olan kalfalık, çıraklık yapısını yeniden hayata geçirmeliyiz.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.