And Dağları halklarının bin yılı aşkın bir müddettir bilgi kaydetmek ve iletmek için kullandığı “khipu” isimli objeler, bilim insanlarını şaşırtmaya devam ediyor. İplerden ve düğümlerden oluşan bu antik araçlar, bilhassa İnka İmparatorluğu döneminde (1438-1532 CE) yaygın şekilde kullanıldı ve yazılı kayıt sistemleri bulunmayan bu medeniyetin ana iletişim ve kayıt aracı oldu.
Yeni bir araştırma, tarih boyunca bulunan en büyük ve en karmaşık iki khipu arasında daha önce fark edilmemiş sayısal bir ilişkiyi ortaya koydu. Araştırma, bu iki khipunun aynı bilgiyi farklı formüllerle kaydettiğini gösteriyor.
Khipular, ekseriyetle pamuk yahut lama ve alpaka benzeri hayvanların liflerinden yapılırdı. İpler, doğal renklerinde bırakılabilir yahut boyanabilirdi. Birtakım khipuların imalinde bitki lifleri hatta insan saçına rastlandığı biliniyor.
İspanyol tarihçilerin kayıtlarına göre, khipular; nüfus sayımları, depo envanterleri ve vergi yükümlülüklerini kaydetmek benzeri fonksiyonlara sahipti. Bu nedenle khipular, özel olarak eğitilmiş “khipukamayuq” ismi verilen bireyler tarafından itinayla hazırlanırdı.
Melbourne Üniversitesi’nden araştırmacı Karen Thompson tarafından yapılan yeni çalışma, Şili’nin kuzeyinde bulunan ve 1970’lerde kayda geçirilen iki khipuyu inceledi. Bunlardan biri, 1800’den fazla ipten oluşan ve beş metre uzunluğu ile bilinen en büyük khipu; oburu ise yaklaşık 600 ip içeren hayli karmaşık bir khipu.
Araştırma, iki khipunun “kırmızı-beyaz” bölücü ipler kullanarak gruplar oluşturduğunu ortaya koydu. Büyük khipuda her grup yedi ipten oluşurken, daha küçük olan khipuda her grup on ipten oluşuyordu. Thompson, bu iki khipunun aynı bilgiyi farklı biçimlerde temsil ettiğini keşfetti.
Thompson, bu iki khipunun topluluklardan toplanan yiyecek ölçülerini ve bu yiyeceklerin dağıtımını kaydetmiş olabileceğini öne sürüyor. Büyük khipu, yiyeceklerin toplandığı ölçüleri gösterirken; daha küçük khipu, bu yiyeceklerin ihtiyaç sahiplerine yahut depolara nasıl dağıtıldığını temsil ediyor olabilir.
Günümüzde sadece 1.600 khipu korunabilmiş durumda. Bunların çoğu Amerika ve Avrupa’daki koleksiyonlarda bulunuyor. Fakat, bu khipuların sırf yarısından azı dijital olarak kaydedildi. Dijitalleşme çalışmaları sayesinde, araştırmacılar khipular arasındaki yeni kontakları keşfetmeyi ve antik And halklarını daha iyi anlamayı umuyor.