Ecdadımız sürgünde iktidar başka alemde

Suriye’de terör örgütlerinin kol gezdiği günlerde, dinci terör örgütünün hedeflerinden birisi de, Suriye sınırları içinde bulunan Türk toprağı “Süleyman Şah Türbesi” ve saygı karakoluydu. 22 Şubat 2015 sabahında türbedeki sandukalar, sınırımıza yakın bir yerde hazırlanan kabre konuldu. O günden bu yana, “Boşaltılan Türk toprağı” konusu hep içimizde yaradır.

Ecdadımız sürgünde iktidar başka alemde
Yayınlama: 15.05.2026
A+
A-

Esat rejiminin düşmesiyle birlikte, Süleyman Şah’ın sandukasının sınırımıza 37 kilometre uzaklıkta bulunan Karakozak’daki eski yerine nakli konuşulmaya başlanmıştı. Milli Savunma Bakanlığı yetkilileri bu konuda gelişmeleri izledikten sonra son karar verileceğini söylemesine rağmen, bugüne kadar değişen bir şey olmadı.

Toprağımızın boşaltıldığı tarihte Necdet Özel Genelkurmay Başkanı, Hulusi Akar Kara Kuvvetleri Komutanı, Akın Öztürk Hava Kuvvetleri Komutanıydı. Operasyonu 7. Kolordu Komutanı Korgeneral İbrahim Yılmaz yönetecekti. Dinci terör örgütü IŞİD’ciler türbeye yaklaşıyor, sürekli taciz atışları yapıyordu. Türbenin bulunduğu Karakozak çevresi de IŞİD’in eline geçmişti. Askerlerimizin ikmalinin yapılması, nöbet değişiminde sıkıntılar yaşanıyordu. Aynı bölgede YPG-PKK’lılarla IŞİD’ciler arasında da çatışmalar yaşanıyordu.

GİRİŞTE ÇATIŞMA YAŞANDI

Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinin sınıra yakın bölgesinde oluşturulan Taktik Komuta karargahında heyecanlı bir bekleyiş vardı. Üst düzey komutanlar dışında askerimiz Suriye’de hangi göreve gittiğini bilmiyordu. Hava kararmaya başlamıştı. Saat 19.30 civarında zırhlı araçlar sıkı önlemler altında Suriye toraklarına girdi. Girişten önce harekatın tatbikatları, bu kapsamda seminer, plan, harp oyunları yapılmıştı. Karada alınan sıkı önlemlerin yanı sıra, jetler uçuyordu. Harekatı 20. Zırhlı Tugayın unsurları yapacaktı. Genelkurmay karargahındaki bir komutan o günü SÖZCÜ’ye şöyle anlattı:

“Sınırımıza yakın yerlerde çatışmalar oluyordu. Türkiye’nin aldığı pozisyon da belliydi. Süleyman Şah’ın sandukasının orada kalıp kalmaması, askerlerimizin çekilmesi konusu da günlerce tartışıldı. Sonuçta, sandukanın sınırımıza yakın yerde yeni yapılacak türbeye taşınması, teröristlerin kullanmasını engellemek için karakolun ve oradaki diğer binaların yerle bir edilmesi kararlaştırıldı. Aksi halde teröristler tarafından buranın işgal edildiğine ilişkin fotoğraflar
çekip yayınlayabilecekleri bile düşünüldü. Boşaltılan Türk toprağının yerine, yine Suriye sahasında sınırımıza yakın yerde, Karakozak’ın 8-10 kat daha büyük alana taşınması uygun bulunmuştu.”

OPERASYON ŞÖYLE OLDU

20. Zırhlı Tugay unsurlarının başında yarbay Hakan Tekin bulunuyordu. Operasyonda bulunan bir komutan o günü SÖZCÜ’ye şöyle anlattı:

Türbenin çevresinde IŞİD ve PKK’lılar vardı. Hassas konulardan birisi de orayı terk edeceksiniz ama sanki orayı teröristler ele geçirmiş gibi bir pozisyon olmaması da gerekiyordu. Operasyon şöyle oldu: Operasyonun başlangıcından sonra hangi safhaya evrileceğini tam tahmin edemedik. Onun için her türlü olasılığa karşı hazırlıklı olarak Suriye topraklarına girdik. Sadece gidip oradan sandukaları, askerlerimizi ve onların malzemelerini getirecektik ama askeri birliğimiz her şeye karşı hazırlıklıydı. Yani ne olabileceğine karşı gerekli hazırlığımızı yapmıştık. Sadece oraya gidip bir şey getirme değil, gerektiğinde YPG-PKK’lılarla, IŞİD’cilerle de çatışacaktık. Her olasılığı göze alıp yola çıkmıştık.

Suriye topraklarına geçişte biraz zor kullanma durumunda kaldık. Ateş eden terörist grubu etkisiz hale getirdik. Neticede oradan girdik. Karşımızdakilere de gerekli uyarılar yapıldı. Girişte yaşanan olaydan sonra yolumuza devam edip gittik. Orada bulunan sandukalar alındı.

SON HALİ BÖYLE
Eşme’deki yer eski türbe kompleksinden çok daha sade. Küçük ve geçici izlenimi veren mütevazı bir türbe binası.

BAYRAĞIMIZ İNMEDİ

Bulunduğumuz yer vatan toprağıydı. Ancak, boşaltırken bulunduğumuz yerin teröristler tarafından kullanılmaması gerekiyordu. Sandukalar, karakolumuzu ve eklentisinde yer alan bütün malzemelerimizi aldıktan sonra sıra o yeri kullanılmaz hale getirmek için tahrip etmemiz gerekiyordu. Her şey alındıktan sonra hiçbir şey bırakmadık, imha edilmesi gerekenleri de imha ettik.

Bayrağımızın Suriye sahasındaki vatan toprağımızdan inmemesi gerekiyordu. Aynı dakika biz bayrağı indirirken, türbenin yeni taşınacağı yerde ise şanlı bayrağımız göndere çekiliyordu. Yani, bayrağımız Suriye sahası içindeki Türk toprağında hiç inmedi, bu işler eş zamanlı ve çok planlı olarak yapıldı.”

ASKERİMİZ AĞLIYORDU

Osmanlı devletinin kurucusu Sultan Osman’ın dedesi olduğu kabul edilen Süleyman Şah’ın türbesinin bulunduğu yer, Türkiye ile Fransa arasında imzalanan 1921 tarihli Ankara Antlaşması’nın 9. maddesine ve Lozan Antlaşması’nın 3. maddesine göre Türk toprağı sayılıyordu. Suriye de bunu kabul etmişti. Bu türbenin yeri, Tabka barajının sularının altında kalacağı gerekçesiyle 1973 yılında Türkiye ile Suriye arasında varılan bir anlaşmayla değiştirilerek Karakozak köyüne taşınmıştı.

Askerlerimiz arasında “Vatan toprağı terkediliyor” diye duygulanıp ağlayanlar vardı. Hele burada nöbet tutan, saldırılara karşı koyan bir manga askerimiz vatan toprağını canları pahasına korumuş, teröristlere asla teslim etmemişti. Orada görev yapmış askerimiz, ayrılış sırasında çok duygusallaşmıştı.

O GÜN GÖZYAŞI SEL OLDU
Süleyman Şah Türbesi, 2015’te Şah Fırat Operasyonu’yla sınıra 200 metredeki Eşme’ye taşındı. Bayrağımız oraya dikildi. Karakozak’taki karakol ve yapılar ise görevli 38 askerin gözyaşları içinde imha edildi. 

ŞAH FIRAT OPERASYONU

Gözyaşları arasında sandukalar araca yerleştirildi. Yine sıkı önlemler arasında yola çıkılmıştı. Hiç beklenmedik bir kaza yaşandı. Kariyerin üst kapağını açan astsubay dışarıyı gözlerken, aracın aniden durması sonucu kariyer kapağı aniden kapandı. Astsubayımız o çarpma sonucu şehit olmuştu.

21 Şubat 2015’te Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen, Süleyman Şah Türbesi’nde bulunan 38 personelin Türkiye’ye getirilmesi ve türbe içerisinde bulunan Süleyman Şah ve iki muhafızının naaşı ile diğer eşyaların Suriye’nin Eşme köyüne taşınmasıyla sonuçlanan operasyona “Şah Fırat” adı verilmişti. Operasyonda 572 asker ve 20. Zırhlı Tugay’a bağlı M-60 A3 tipi 50 adet tank ile birlikte sınırda devriye görevi yapan F-16 uçakları görev aldı. Askerimiz 22 Şubat 2015 saat 04.00 civarında Türkiye’ye döndü. İktidar, bu operasyonu büyük başarı olarak duyurmuştu.

Ümit Özdağ

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ Süleyman Şah Türbesi için SÖZCÜ’ye konuştu: Bu egemenlik meselesidir

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Süleyman Şah Türbesinin 21–22 Şubat 2015 gecesi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gerçekleştirdiği “Şah Fırat Operasyonu” ile taşınmasını sıkça gündeme getiriyor, akşam 21.00’de başlayan ve sabaha karşı tamamlanan operasyon için, “Türk mezarının, IŞİD terör örgütü tehdidi üzerine kuvvet takviyesi yaparak savunulması yerine, Türkiye sınırına 200 metre. yakınlıktaki Eşme köyüne taşınması, Cumhuriyet tarihinin en üzüntü verici olaylarından birisidir” diyor.

Bu talihsiz operasyonun dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu tarafından, Genelkurmay Başkanlığı Harekât Merkezinde takip edildiğini belirten Ümit Özdağ, “Operasyonun, bölgede bulunan ve PKK terör örgütüne yakın unsurların para karşılığı yapmış oldukları kılavuzluk ile gerçekleştiği iddiaları”nın, daha da vahim olduğunu söyledi.

Süleyman Şah Türbesi

ESKİ HALİ BÖYLEYDİ
1973’te eski Caber Kalesi çevresi su altında kalma riski taşıyınca Süleyman Şah Türbesi, Halep’in Karakozak köyüne nakledildi. Burası Fırat’ın kıyısında, çevresi suyla ve uzun sazlıklarla kuşatılmış, doğal bir yarımada görünümündeydi.

TÜRKİYE’NİN MÜLKÜ

Fransa ile 20 Ekim 2021 tarihinde imzalanan Ankara Anlaşması’nın9’ncu maddesine göre Caber Kalesi civarındaki mezar alanı Türkiye’nin mülkü kabul edildi, Türk bayrağı çekme hakkı, Türkiye’nin muhafız kıtası bulundurma hakkı tanındı.

Bu husus Lozan Antlaşması’nda da yer aldı ve 3’ncü madde ile 1921 Ankara Antlaşması’na atıf yapıldı. Özdağ, “Bu nedenle burası Türkiye’nin sınır dışındaki tek toprağımız olması yönünden de önemlidir” dedi. Fırat üzerindeki Tabka Barajı inşaatı nedeniyle türbenin 1973’te, Suriye ile mutabakatla Karakozak’a taşındığını hatırlatan ZP Genel Başkanı Prof. Dr.. Ümit Özdağ SÖZCÜ’ye şunları anlattı:

TOPRAĞIMIZI SAVUNMAYIP ÇEKİLDİK

AKP idaresindeki hükümet, Şah Fırat operasyonu ile terör tehdidi karşısında geri adım atmış ve yurt dışındaki tek Türk toprağını savunmayarak geri çekilmiştir. Bu üzücü operasyon, sadece tarihi değeri olan bir türbenin nakli değil, bir egemenlik meselesidir.

AKP Hükümeti, terör tehdidi karşısında, Türk devletinin egemenliğini savunamamış ve geri çekilmiştir. Türk tarihi, kültürü ve gelenekleriyle bağdaşmayan bu çekilmenin kabul edilebilir bir yanı ve izahı yoktur.

İSTEKSİZLİĞİ ANLAŞILIR GİBİ DEĞİL

Suriye’de Esad yönetimi gitmiş ve iç savaş sona ermiştir. 1921 Ankara Antlaşması ve Lozan antlaşması gereğince, Süleyman Şah Türbesinin yeniden Karakozak köyündeki yerine taşınması ve orada şanlı bayrağımızın altındaki muhafız kıtası yeniden göreve başlamalıdır.

Bu konu tarihsel bir emanete karşı bir vicdan vazifesi olduğu kadar bir egemenlik meselesidir. Suriye’de oluşan yeni yönetim karşısında, AKP hükümetinin; gerek Süleyman Şah Türbesini yeniden kendi yerine taşıması, gerekse geçici koruma altındaki Suriyelilerin geri dönmesi konusundaki isteksizliği anlaşılır değildir.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.