105 bin kişiyi 30 yıl boyunca incelediler… Sağlıklı yaşlanmanın sırrı bu beslenme düzeninde!

Nature Medicine mecmuasında yayınlanan büyük bir çalışma, sağlıklı yaşlanma ile doğru beslenme alışkanlıkları arasındaki ilişkiyi ortaya koydu.

105 bin kişiyi 30 yıl boyunca incelediler… Sağlıklı yaşlanmanın sırrı bu beslenme düzeninde!
Yayınlama: 25.03.2025
A+
A-

Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan ve yaklaşık 105 bin kişinin 30 yıl boyunca takip edildiği araştırma, çoğunlukla bitki bazlı bir beslenmenin yaşlılıkta daha iyi fizikî ve zihinsel sıhhatle alakalı olduğunu gösterdi.

Araştırmada, zeytinyağı, balık ve kuruyemiş benzeri besinleri içeren Akdeniz diyeti ile kan basıncını denetim etmeye yardımcı olan DASH diyeti (Hipertansiyonu Durdurma Beslenme Planı) dahil sekiz farklı diyet tipi incelendi.

Araştırmaya göre, 70 yaş civarında en sağlıklı bireylerin diyetleri bol ölçüde meyve, zerzevat, tam tahıllar, doymamış yağlar, fındık, fasulye ve diğer baklagillerden oluşuyordu.

Araştırmanın kıdemli yazarı Marta Guasch-Ferré, “Belki hepimizi kurtaracak bir süper besin yahut diyet yok ama sıhhatimizi güzelleştirebilecek farklı diyetler var” diyerek, sağlıklı beslenmenin tek bir formülü olmadığını belirtti.

En sağlıklı gruplar, çoklukla kızartmalarda bulunan trans yağlar, kırmızı ya da işlenmiş etler, şekerli içecekler ve aşırı işlenmiş besinlerden uzak durdu. Bunun yerine, orta seviyede hayvansal besinler ve az yağlı süt ürünleri tercih edildi.

Çalışmanın bulguları, sağlıklı yaşlanmanın sadece uzun hayat müddetiyle değil, aynı vakitte hayat kalitesiyle de ilgili olduğunu vurguladı. Araştırmacılar, sağlıklı yaşlanmayı çok önemli kronik rahatsızlıkların bulunmadığı, iyi beyin işlevlerine ve sağlam fizikî yeteneklere sahip olma olarak tanımladı.

Ancak tahlil, her 10 bireyden birinden azının bu sağlıklı yaşlanma kriterlerini karşıladığını ortaya koydu. Guasch-Ferré, insanların ne kadar uzun yaşadıklarından fazla daha kaliteli bir ömür sürmelerinin kıymetini vurguladı.

Araştırma ABD’de yapılmış olsa da, uzmanlar sonuçların Avrupa’da da geçerli olabileceğini belirtiyor. Bununla birlikte, genetik, çevre ve sağlık hizmetlerine erişim benzeri faktörlerin de beslenme-sağlık ilgisini etkileyebileceği belirtiliyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.