Nature Chemical Biology dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Hypocreales türü mantarların genom dizilimi yapılarak 5 binden fazla yeni biyosentetik gen kümesi ve tarımsal zararlılarla mücadele potansiyeli taşıyan 104 farklı biyoaktif bileşik tespit edildi.
Nature Chemical Biology dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, Hypocreales türü mantarların, modern bilimin henüz tam olarak keşfedemediği binlerce biyoaktif bileşiği üretme potansiyeline sahip olduğunu ortaya koydu. Bitki dokularının içinde veya kök sistemlerine yakın bölgelerde yaşamlarını sürdüren bu mantarlar, doğal ortamlarında konakçı bitkiyi zararlı böceklere ve bakterilere karşı koruyan bir kalkan görevi görüyor.
DEVASA BİR DOĞAL KİMYA KÜTÜPHANESİ ORTAYA ÇIKTI
Araştırma ekibi, doğal biyoaktif maddelerin sentezlenmesinden sorumlu olan biyosentetik gen kümelerini (BGC) tespit etmek amacıyla 87 farklı mantar türünün genomunu detaylı bir şekilde inceledi. Yapılan çalışmalar sonucunda şu veriler elde edildi:
İncelenen türlerde toplam 5.221 adet biyosentetik gen kümesi belirlendi. Bu kümelerin büyük bir kısmının, bilim dünyası için tamamen yeni olan bileşiklerin kodlarını taşıdığı anlaşıldı.
Yapılan kimyasal analizler sonucunda 104 farklı bileşik izole edildi. Bu maddelerin önemli bir kısmının güçlü böcek öldürücü (insektisit), mantar önleyici (fungisit) ve antimikrobiyal özellikler sergilediği kaydedildi.
Bilim insanları; piridonlar, efrapeptin ve detiyosikoemestrin gibi yüksek biyoaktif değer taşıyan bileşiklerin üretim süreçlerini haritalandırmayı başardı.
SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM İÇİN YENİ YOL HARİTASI
Günümüzde küresel tarım sektörü, ekosisteme zarar veren ve zararlı türlerin direnç kazanmasına yol açan sentetik kimyasal ilaçlara büyük oranda bağımlı durumda. Hypocreales mantarlarından elde edilen bu doğal bileşiklerin, mevcut kimyasallara göre daha güvenli ve çevre dostu bir alternatif sunması öngörülüyor.
TEMEL BİR KAYNAK OLUŞTURABİLİR
Bu keşfin, yeni nesil biyolojik böcek ilaçlarının geliştirilmesinde temel bir kaynak oluşturması bekleniyor. Uzun vadede bu doğal kütüphanenin kullanılmasıyla: Sentetik kimyasallara olan bağımlılığın azalması, biyolojik çeşitliliğin daha etkin korunması, küresel gıda güvenliğinin sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor.