ASO Başkanı Seyit Ardıç: Ekonomide güven algısına zarar verecek gelişmelerin uzağında kalmalıyız

Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, dünya iktisadının yeniden formlandığı bir periyotta Türkiye’nin daha fazla hisse alabilmesi için güven ortamının güçlendirilmesi ve yatırımcılar için uygun iklimin sağlanması gerektiğini söyledi. Ardıç, enflasyonla mücadelede denetimin kaybedilmemesi, besin arzının teminat altına alınması ve endüstride dijital dönüşümün hızlandırılması davetinde bulundu.

ASO Başkanı Seyit Ardıç: Ekonomide güven algısına zarar verecek gelişmelerin uzağında kalmalıyız
Yayınlama: 26.04.2025
A+
A-

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, Türkiye’nin yeniden şekillenen dünya iktisadından daha fazla hisse alması için neler yapılabileceği ve sürdürülebilir kalkınma mevzularına odaklanılması gerektiğini belirterek, “Ekonomide güven algısına zarar verecek her türlü gelişmenin uzağında kalmalıyız, yatırımcılar için uygun iklimi tesis etmeliyiz.” dedi.

ASO’nun bu yılın ilk Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı, Oda meclis üyelerinin iştirakiyle, Muğla’da bir otelde yapıldı.

Ardıç, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın coşkuyla kutlandığını ifade ederek, demokrasinin, özgürlüğün, eşitliğin ve adaletin desteği ulusal egemenlik olduğunu söyledi.

Dünya baş döndürücü bir süratle değişirken, yeni düzene hızla adapte olunması gerektiğini belirten Ardıç, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ülkeye ihracat yapan tüm ülkelere en az yüzde 10 gümrük vergisi uygulamaya başladığını ve 60’tan fazla ülke için bu oranların çok daha yüksek olacağını duyurduğunu, sonrasında Çin dışındaki ülkelere uygulayacağı tarifeleri üç ay ertelediğini açıkladığını anımsattı.

Ardıç, Trump’ın yarın ne açıklayacağı konusunda hiç kimsenin öngörüde bulunamadığını ifade ederek, “Belirsizlikler her geçen gün artıyor ama şurası bir gerçek ki, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Dünya ticareti artık çoklu belirsizliklerin olduğu yepisyeni bir periyoda giriyor, tedarik zinciri de yeniden şekilleniyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Trump’ın gümrük tarifelerinde Türkiye’nin en düşük oran olan yüzde 10’a tabi olduğunu hatırlatan Ardıç, Avrupa ve Çin’e uygulanacak yüksek tarifelerin Türkiye için bir fırsat doğurabileceğini ama bu avantajı kullanabilmek için yapılması gerekenler olduğunu söyledi.

Ardıç, dünyanın tüm gelişmiş ülkelerinin yeniden şekillenen dünya ekonomisine adapte olmak için yeni ekonomi siyasetleri geliştirdiğine işaret ederek, “Bizim de ülke gündemimizde ilk sırada, yeniden şekillenen dünya iktisadından daha fazla hisse almak için neler yapabileceğimize ve sürdürülebilir kalkınmamıza odaklanmak olmalı. İktisatta güven algısına zarar verecek her türlü gelişmenin uzağında kalmalıyız, yatırımcılar için uygun iklimi tesis etmeliyiz.” sözlerini kullandı.

Küresel üretim üssü olma gayesi doğrultusunda sektörel ve tematik önceliklendirme yapılmasının kıymetini vurgulayan Ardıç, “Tarifeler sonrası değişen tedarik zincirinde hangi ülkeye hangi dallarda yoğunlaşmamız gerektiğini çok iyi planlamalıyız.” dedi.

ENFLASYONLA MÜCADELE VE FAİZ ARTIŞI KARARI

Enflasyonla mücadele ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) faiz siyasetine da değinen Ardıç, bankanın Aralık 2024’te başladığı faiz indirim döngüsünü sonlandırdığını hatırlattı.

Sanayiciler olarak nisan ayında 250 baz puanlık indirim ile siyaset faizinin yüzde 40 düzeylerine düşeceğini beklediklerini aktaran Ardıç, “Yeni ekonomi idaresinin başlattığı dezenflasyonist programla 22 aydır enflasyonla mücadele ediyoruz. Biz endüstriciler hem yüksek enflasyonun hem de yüksek faizin ortaya çıkardığı çoklu tahribatta, ayakta kalmaya çalışıyoruz. Tüm umudumuz enflasyonda güzelleşmeyle birlikte faizlerin de makul düzeye gelmesiydi. Fakat maalesef yeniden başa döndük.” değerlendirmesinde bulundu.

KREDİYE ULAŞMANIN MALİYETİ

Seyit Ardıç, enflasyonla mücadelede denetimin kaybedilmemesi gerektiğine dikkati çekerek, dünyadaki mevcut gelişmelerin ülkenin global üretim üssü olabilme fırsatını beraberinde getirmesine rağmen krediye ulaşmanın ve bunun maliyetinin yüksekliğinin sanayiciyi zorladığını belirtti.

Gıda enflasyonuna da değinen Ardıç, bunun sadece ekonomik bir mesele olmaktan öte, toplumsal istikrar, halk sağlığı ve sosyal adalet gibi alanları da yakından ilgilendiren çok boyutlu bir sorun olduğunu söyledi.

Toplumsal refah üzerinde derin tesirler yaratan besin enflasyonunun denetim altına alınması gerektiğini dile getiren Ardıç, “Gıda arzının da kesinlikle garanti altına alınması gerekiyor. Tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi ve korunması, besin arzının sağlanması bakımından kilit bir rol oynuyor.” diye konuştu.

EGEMENLİĞİN YOLU SU, BESİN VE ENERJİ BAĞIMSIZLIĞINDA

ASO Başkanı Ardıç, egemenliğin yolunun “su, besin ve enerjinin” bağımsızlığından geçtiğini belirterek, Türkiye’nin ferdî ve toplumsal olarak su gerilimi yaşayan bir ülke olduğu gerçeğini görerek hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ülkenin sulama emelli en büyük tüneli olacak Silvan Tüneli’nin hafriyat başlangıç törenindeki hitabında kullandığı tabirleri çok değerli bulduğunu dile getiren Ardıç, şunları kaydetti:

“Suyun yüzyılın en stratejik ve değerli kaynağı olduğunu belirten Sayın Cumhurbaşkanı’mız, su kaynaklarımızı tükenme sonuna gelmeden muhafazanın, verimli kullanmanın ve doğru direktörün ülkemiz için bir milli güvenlik problemi olduğunu vurguladı. Görünen o ki, petrol ve doğal gaz için yapılan savaşlar, önümüzdeki devirde su kaynakları için yapılacak. Bu bahiste hepimize önemli sorumluluklar düşüyor. Biz sanayi sektörü olarak endüstriyel su verimliliğine yönelik attığımız ve atacağımız adımlarla ülkemizin su kıtlığının azaltılmasında gerekli irade ve sorumluluğu alıyoruz ve almaya devam edeceğiz.”

SANAYİ ÜRETİMİNİN DİJİTALLEŞMESİ

ASO Başkanı Seyit Ardıç, kapitalizmin “tekno feodalizm” denilen yeni bir ekonomik düzenle dönüşüm sürecine girdiğini, feodal tertipteki toprak sahiplerinin yerini teknoloji devlerinin aldığını kaydetti.

Bilgi ve büyük datanın belli şirketlerde ağırlaştığını anlatan Ardıç, az sayıda çok uluslu şirketin denetimindeki devasa dijital mülkiyetin bu şirketlerin büyük hissedarlarına olağanüstü politik ve sosyal güç kazandırdığının altını çizdi.

Ardıç, sanayi dalının de bu tekno feodal sistemin tesiri altında besbelli bir dönüşüm yaşadığını belirterek, Sanayi 4.0, yapay zeka, otomasyon, büyük bilgi gibi teknolojik yeniliklerle sanayi üretiminin süratle dijitalleştiğini ifade etti.

Ardıç, tekno feodalizm ve sanayi bölümünün kesişiminde, dijitalleşme ve otomasyonun getirdiği fırsatların yanında önemli güç dengesizlikleri bulunduğunu dile getirdi.

ASO’NUN PROJELERİ

Türkiye’nin toplam ihracatı içinde yüksek teknolojili ürünlerin hissesinin global ortalamanın altında olduğunu vurgulayan Ardıç, ülkenin teknolojik dönüşüm maksatlarını gerçekleştirebilmesi için inovasyona dayalı daha güçlü bir strateji ve kararlı uygulamalara muhtaçlık duyulduğunu söyledi.

Ardıç, Ankara ve Türkiye için çok önemli bir muhtaçlık olarak gördüğü ASO Teknoloji Üssü ve Ankara Serbest Bölgesi projelerine de değinerek, ASO Teknoloji Üssü projesinde önemli basamaklar kaydettiklerini ifade etti.

Ürün geliştirme ve üretim odaklı AR-GE yaklaşımıyla yeni bir teknopark modeli olan söz konusu projenin 440 bin metrekare kullanılabilir alan olmak üzere toplam 1,2 milyon metrekare alanda konuşlanacağını bildiren Ardıç, “ASO Ankara Teknoloji Üssü’müzün fizibilite çalışmasını tamamladık. Farklı kiralama ve paydaşlık modeliyle inşa edeceğimiz yeni model teknoparkımız ASO Teknoloji Üssü, kentimizin endüstrisi başta olmak üzere ülkemiz ekonomisine, yüksek teknolojili ve katma değerli üretim manasında çok önemli katkı sağlayacaktır. Üssün tam kapasiteye ulaşmasıyla birlikte 843 firma, 18 bin yeni nitelikli istihdam ve 1,5 milyar dolar ihracata katkı öngörmekteyiz.” diye konuştu.

Çok kutuplu dünyada ülkelerin uluslararası ticarete entegre olmaları için serbest bölgelerin önemli olduğunu kaydeden Ardıç, ASO olarak, teknoloji ve endüstrinin başşehrinde serbest bölge kurma teşebbüslerini başlattıklarını bildirdi.

Ardıç, Ankara’da faaliyete geçecek bir serbest bölgenin, kentin ekonomik yapısını dönüştürme ve uluslararası ticarette daha faal bir rol üstlenme potansiyelini ortaya çıkaracağını sözlerine ekledi.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.