Antarktika açıklarında yürütülen araştırmalarda bilim insanları, deniz tabanından bilim kurgu sinemalarını aratmayan canlılar çıkardı. Avustralyalı araştırmacılar, RSV Nuyina buz kıran gemisiyle gerçekleştirdikleri 60 günlük keşif seyahatinde, alışılmadık görünümleriyle dikkat çeken birçok deniz canlısını yakaladı.
Keşifler arasında en dikkat cazibeli tiplerden biri “deniz domuzu” oldu. Bu pembe ve şişkin canlılar, aslında bir çeşit deniz hıyarı. 4 ila 15 santimetre uzunluğunda olan deniz domuzları, tombul bedenleri ve kısa bacaklarıyla adeta minik bir domuza benziyor. Bin ila 6 bin metre derinlikte yaşayan bu canlılar, “deniz karı” olarak bilinen üst katmanlardan aşağı düşen organik unsurla besleniyor.
Ekibin karşılaştığı bir diğer canlı tipi ise avuç içi büyüklüğündeki dev deniz örümcekleri oldu. Gerçek örümceklerle akraba olmayan bu canlılar, incecik bacakları ve küçücük gövdeleriyle deniz tabanında yaşıyor. Birtakım cinslerinin bacak açıklığı 51 santimetreye kadar ulaşabiliyor. Organlarının bir kısmı bacaklarının içinde yer alıyor.
Ayrıca deniz yıldızları da keşifler ortasındaydı. Profesör Jan Strugnell’e göre kimileri yemek tabağı büyüklüğündeydi. Bu sıradışı canlıların bir kısmı bilim dünyası için tamamen yeni cinsler olabilir.

Araştırma ekibi, denizden çıkarılan bu kırılgan canlıları gemide canlı tutmak için “ıslak havuz” ismi verilen özel bir su tankı kullandı. Bu sayede canlıların doğal ortamlarına en yakın şartlarda gözlemlenmesi mümkün oldu.
Bu tankta gözlemlenen bir öbür canlı da deniz kelebeği oldu. Aslında bir çeşit deniz salyangozu olan bu şeffaf ve şık canlı, suyun içinde adeta uçar benzeri hareket ediyor. Bilim insanlarının “Clio” ismini verdiği örnek, gemideki akvaryumda yumurta bıraktı. Bu sayede bu tıbbın yumurtlama ve gelişim süreci ilk defa ayrıntılı olarak incelendi.

RSV Nuyina gemisi, sadece canlı toplamakla kalmadı. Araştırmacılar aynı vakitte Denman Buzulu’nun kenarındaki deniz suyunun sıcaklık, tuzluluk, oksijen oranı ve metal düzeylerini de ölçtü. 1996 ile 2018 yılları arasında 5 kilometre geri çekilen buzul, Doğu Antarktika’nın en süratli eriyen buz kütlesi olarak kabul ediliyor.

Oşinograf Laura Herraiz Borreguero’ya göre, bu bilgiler global iklim değişikliğiyle mücadelede kullanılan iklim modellerinin doğruluğunu test etmek açısından büyük ehemmiyet taşıyor: “Sistem değişiyor. Bu değişimi gözlemlemek, ahenk ve azaltım stratejilerimizin sağlam temellere dayanması açısından kritik.”