Ramazan ayının heyecanı maalesef ki sarsıntı bölgesinde hissedilmiyor. Bugün hala kentin ortasına dökülen moloz tozlarını kokluyor halk. TTB’nin raporuna göre sarsıntı bölgesindeki şahıslar potansiyel kanser hastası. Sağlık beslenmek ise artık hayal. Bilhassa de şu anda televizyon reklamlarında markaların iftar sofralarını göreceğiz. O sofralar o birlik beraberlik içinde iftarı açmalar bu unutulmuşluk ile daha uzun bir süre sarsıntı bölgesinde yaşanmayacağa benziyor.
GÜLNUR SAYDAM
Depremin üzerinden 2 yıl geçti bugün hala konteynerlerde elekriksiz susuz ömür savaşı veren aileler var. Yardımlar çok uzun zaman önce kesildi. Argümana göre yardım gelse bile Kızılay ve Afad’ın marifetiyle yandaşlara dağıtılıyor. Aylık 4500 liralık Esen Kart uygulaması ise çoktan bitti. Kimi 3-5 ay faydalanabildi kimi hiç alamadı. İşsizlik, eğitimsizlik, saatlerce kesilen elektrik ve sofraya giremeyen et, peynir, yumurta, zerzevat benzeri besinler da eklenince depremzede Ramazan ayının heyecanından çok zahmetini hissediyor. O denli ki artan besin fiyatları ile iftarlık sofra kuracak maddi güçleri de yok.
‘ORUÇ TUTMAYA GEREK YOK BİZ ASLINDA AÇIZ’
Konteynerkentleri dolaşan ve depremzedeler ile konuşan Sözcü ekibi, tablonun her gün daha da geriye gittiğini belirledi. Sözcü’ye konuşan 63 yaşındaki depremzede; biz zati açız. Oruç tutmaya gerek mi var. Ben her yıl orucumu fiyatım. Sarsıntının ilk yılında da tuttum. O zaman yardımlar geliyordu yetmese de şükür ediyorduk. Ama her yardımlar kesildi. Bizi gelip ziyaret eden bile yok. Al bak dolabıma bom boş. Utanıyorum dilenmekten açız demekten. Oruç tutsam ne tutmasam ne aslında yemek bulamıyoruz ki yemeğe…

‘RAMAZAN SOFRASINA GEREK YOK ZATİ SOFRAYA KOYACAK AŞ YOK’
Eşini kaybettikten sonra 2 çocuğu ile konteynerde yaşamaya başlayan depremzede; İnanın Ramazanı, iftarı düşünecek halde değiliz. Bakın her gün elektrik kesiliyor. Bu çocuklar okula gidiyor. Akşamları ders çalışamıyor, üşüyorlar. Küçücük konteynerde zati odun sobası yakamayız tutuşur burası. Battaniye altında karanlıkta ısınıyoruz 2 yıl oldu yazık değil mi bize? Müslümanlık yalnızca oruç tutup açın halinden anlamaksa, fakirin halinden anlamak ise öbürleri tutsun bizim buzdolabı aslında bomboş.

‘HER ŞEYİMİZİ KAYBETTİK SOFRADA YEMEĞİM OLSA KİMİNLE YİYECEĞİM Kİ’
Ailesinden anne, baba ve ağabeyini kaybeden depremzede genç; Sorun yalnızca iftar sofrasındaki yemek değil. Bir çorba kuru soğan ile de açarım orucumu ama kiminle açacağım? Ailemi kaybettim benim esasen 2 yıldır boğazımdan bir şey geçmiyor ki. Ha aç kalmışım ha tok. Benim derdim diğer.