Monako, denizden kazanılan altı hektarlık bir alana inşa edilen Mareterra projesiyle dünyanın en pahalı gayrimenkul gelişimini tanıttı. Projede yer alan dört villa 200 milyon dolar değerindeyken, apartman dairelerinin metrekaresi 100 bin dolardan satışa sunuluyor.
Monako’nun Anse du Portier bölgesinde inşa edilen Mareterra, çarşamba günü düzenlenen görkemli bir açılışla tanıtıldı. Konserler, havai fişek şovları ve drone performanslarıyla kutlanan açılışta, Monako Prensi II. Albert de yer aldı.
Mareterra, dört villa, lüks daireler, bir liman ve bir kıyı gezinti yolunun yanı sıra mağazalar ve yer altı otoparkları içeren büyük bir “eko-bölge” olarak tasarlandı. Projenin toplam maliyetinin 2,1 milyar dolar olduğu bildirildi.
FİYATLAR DUDAK UÇUKLATIYOR
Daily Mail’de yer alan habere göre; apartman dairelerinin metrekaresi 100 bin doları bulurken, bu sayı Paris’in en pahalı bölgelerindeki 15 bin dolar/metrekare fiyatını neredeyse yediye katlıyor. Buna karşın, projenin büyük bir kısmının şimdiden satıldığı açıklandı.
PROFESÖRDEN DİKKAT ÇEKEN İDDİA
Prens Albert, Mareterra’nın çevresel sürdürülebilirlik gayelerini vurguladı. Projede, posidonia ismi verilen bir deniz bitkisi 500 metrekarelik bir alandan taşınarak korunurken, bir mercan resifi de hasardan uzak tutuldu. Fakat, Kaç Üniversitesi’nden deniz biyoloğu Alexandre Meinesz, deniz biyoçeşitliliğinin “katledildiğini” iddia etti.
DENİZİ DOLDURARAK GENİŞLİYOR
Geçmişte Akdeniz’e doğru 60 hektar genişleyen Monako, Mareterra ile farklı bir düzeye ulaştı. Kent, nüfus artışı karşısında ya gökdelenler inşa ederek veya denizi doldurarak genişleyebiliyor.
TARTIŞMALAR VE İDDİALAR
Proje açılışı, Prens Albert’in özel hayatı ve sarayla temaslı olduğu iddia edilen gayrimenkul yolsuzluğu suçlamalarının gölgesinde gerçekleşti. Prens’in eşi Prenses Charlene’in de açılışta yer alması, çiftin geçmişte yaşadığı ayrılık söylentilerini yeniden gündeme getirdi.