Ankara’da 23 Temmuz’da asansörde mahsur kalan 13 yaşındaki Beren Su Bolat’ın itfaiye ekibinin kurtarma çalışması sırasında asansör boşluğuna düşerek hayatını kaybetmesiyle ilgili tutuklu itfaiye vazifelileri Ercan Yıldız, Bayram Babatürk, Buğra Yalabık hakkında, ‘Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 22’şer yıl 6’şar aya kadar hapis talebiyle dava açıldı. İddianamede itfaiyecilerin kurtarma çalışmasında tehlikeli davranış sergileyerek, kazaya sebebiyet verdikleri belirtildi.
Sincan ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi’nde 4’üncü Cadde’de 23 Temmuz’da sınıf arkadaşının oturduğu apartmana giden Beren Su Bolat, arkadaşı ile birlikte 5 ve 6’ncı katlar arasında duran asansörde mahsur kaldı. İtfaiye vazifelilerinin çalışması sırasında Beren Su, asansör boşluğuna düşerek hayatını kaybederken, arkadaşı kurtarıldı. Açılan soruşturma kapsamında itfaiye şefi Ercan Yıldız, itfaiye erleri Bayram Babatürk, Buğra Yalabık tutuklandı. Beren Su’nun vefatıyla ilgili iddianame hazırlandı. İddianamede, şüpheli 3 itfaiyecinin kanun ve yönetmelikle düzenlenen kurtarma faaliyetlerine uygun olmayacak şekilde işlerini icra ettikleri, asansörü inançlı kat denilen alana indirmedikleri, asansöre ana kumanda merkezinden müdahalede bulunmaksızın asansörün 5 ile 6’ncı kat arasında kaldığı haliyle asansörün kapısını açarak kurtarmayı yaparken, Beren Su Bolat’ın 5’inci kat boşluğundan tabana düşmesi sonucu olay yerinde hayatını kaybettiği belirtildi.
İddianamede kazanın alınacak güvenlik önlemleri, titiz ve ihtimamlı davranış ile önlenebilecek olduğu, kaçınılmazlık prensibinin söylediği söz edilen olmadığı, asansörün bozulma hadisesinin tehlikeli bir durum olduğu, şüpheli itfaiye vazifelilerinin ise kurtarma faaliyetinde gerekli önlemleri almayarak tehlikeli durumu denetim altına almadan, tehlikeli davranış sergileyerek kazayı önlemek yerine kazaya sebebiyet verdikleri belirtildi. Bu haliyle şüphelilerin eylem yoğunlukları itibarıyla şuurlu taksir ile hareket ettiklerinin kabulü gerektiğine dikkat çekildi.
‘BU GRUPTA 2’NCİ GÜNÜMDÜ’
İddianamede itfaiye vazifelilerinin sözlerine de yer verildi. İtfaiye eri Buğra Yalabık, olağanda çalıştığı grubun bu ekip olmadığını ifade ederek, “Ben süreksiz olarak işçi gereksiniminden ötürü burada görevlendirildim. Şimdi daha 2’nci günümdü, bu olay da bizim kurtarma faaliyeti kapsamında uygun bir kurtarma faaliyeti değildir. Olağan kurallarda elektrik kesilerek asansörün makine dairesinin bulunduğu yerden manuel müdahale metoduyla asansör inançlı kat dediğimiz yere indirilir ve bu şekilde kurtarma faaliyeti devam ettirilir. Lakin hem mesleksel deneyim hem de rütbe gereği ben emir eriyim. Bu faaliyet kapsamında emir komuta itfaiye çavuşunda idi. O ne derse o şekilde hareket ettik. Bu olaya müdahale ederken bu şekilde bir kurtarma faaliyeti icra etmedik” dedi.
‘ASANSÖR EĞİTİMİM YOKTUR’
İtfaiye şefi Ercan Yıldız, medyaya yansıyan ve kurtarma çalışması sırasında çekilen fotoğrafta elinde su matarası olduğu tarafındaki bilginin doğru olmadığını söyleyerek, “Elimdeki kesinlikle su matarası değildi. Bizim itfaiye aracımızda bulunan içerisinde asansör anahtarları olan kutudur. Bu usul asansörde mahsur kalma olaylarında halat ya da bir gibi alet yahut edevat kullanmıyoruz. Buna ilişkin ne aracımızda ne de envanterimizde herhangi bir eşya yoktur. Biz kurtarma faaliyetine ilişkin zaman zaman eğitim de almaktayız. Lakin benim asansör eğitimim yoktur. Olayın meydana geldiği anda ot yangınına müdahale ediyorduk. Anons gelmesi üzerine olay yerine geçtik. Diğer 2 arkadaşım Bayram ile Buğra’nın asansör eğitimi vardır. Buna ilişkin sertifika olur. Benim sertifikamın olmaması olaya müdahale etmeyeceğim manasına gelmez. Daha önce de birçok defa asansör kurtarma faaliyetinde bulundum” sözlerini kullandı.
‘OLASI KASTLA ÖLDÜRME SAYILABİLİR’
Beren Su Polat’ın avukatı Ali Yüksel Özmen, Beren Su Polat belgesinde sanık itfaiyecilerin kendilerini ellerinde termos olmadığı şeklinde savunduklarını ifade ederek, “Ellerinde termos olup olmaması çok önemli değil. Eksper raporunda da belirtildiği benzeri ellerinde hala maymuncuk ile duruyorlar. Meğer bu türlü itina gerektiren bir işte çalışan insanların, ellerinin boş olması gerektiğini, ellerindeki aleti bir yere bırakıp boş elleri ile çalışmaları gerektiğini bilmeleri gerekir. Kaldı ki olağanda 6’ncı kattan giriş yapmaları gerektiği halde 5’inci kattan giriş yapıyorlar. Yine tanık sözleri ile de sabit ki, bu çok vahim bir yanılgı, küçük çocuğa ‘kendini bırak’ diyorlar ve tutmuyorlar. Zati bu nedenlerle savcılık makamı da itfaiyecilerin bu yanlışlarını şuurlu taksir saydı. Kaldı ki bu bile kâfi değil. Muhtemel kastla öldürme sayılabilir. Şu an tutuklular. Biz küçük bir çocuğun bu şekilde vefatına sebep olan sanıkların tutuklu yargılanmasını talep edeceğiz. Sonuna kadar bu işin takipçisi olacağız. İnsanlarımız buna benzer olaylarla ölmesin istiyoruz” dedi.