Tarikatlarla protokoller kozmik odada saklanıyor

Ertosun “Milli Eğitim ile bir dini vakıf arasında imzalanan protokolü tekraren istedik vermediler. Velilerden, öğretmenlerden gizlenen protokoller güya devlet sırrı” dedi.

Tarikatlarla protokoller kozmik odada saklanıyor
Yayınlama: 23.12.2023
A+
A-

Milli Eğitim Bakanlığı “Andımız”ı kaldırdı. Ders programlarındaki değişikliklerle Atatürk ile ilgili kısımlar kimi sınıflarda azaltıldı, kimi sınıflarda ise tamamen kaldırıldı. Çoğu dini yüklü vakıf ve derneklerle protokoller imzalandı, öğretmenlikle münasebeti olmayan şahıslar sınıflara sokuldu. Bunlar arasında Atatürk’ün manevi şahsiyetine ağır hakaretlerde bulunanlar hakkında, “Sınıfta konuşulduğu için aleniyete kavuşmamıştır” gerekçesiyle işlem yapılmadı ve evrakları kapatıldı.

Tarikat ve cemaatlerle imzalanan protokollerin içeriği velilerden zımnî tutuluyor. Bunları elde etmek çok zor. Yargıtay Onursal Üyesi Ali Suat Ertosun, SÖZCÜ’ye “Örneğin ben ünlü bir dini vakfın bakanlıkla imzaladığı protokolün içeriğini öğrenmek için başvurdum. Vermediler. Yönetim mahkemesine dava açtım, kazandım. Ama protokolü tekrar vermediler mahkemeye gönderdiler” dedi. Ertosun, şunları söyledi:

KOZMİK ODAYA GİRİLİRKEN

“Bu ülkenin en mahrem yerlerinden olan Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın ‘Kozmik Odası’na girildi. Ama okullarla, öğrencilerle ilgili tarikat ve cemaatlerle imzalanan protokollerin ne olduğu vatandaştan gizleniyor. Biz daha önce 300 civarında protokol imzalandığını sanırken, halbuki 3 bine yaklaşmış. Yani, Özel Kuvvetler’in Kozmik Odası’na girilirken, bilinmeyen olmaması gereken protokoller Milli Eğitimin Kozmik odalarından dışarıya sızmıyor.”

PROTOKOLDE NELER VAR?

Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendisini silikleştirirken eğitim sistemini tarikat ve cemaatlere devreden adımlarını Bakan Yusuf Tekin de TBMM’de yaptığı konuşmayla kabul etti, tarikat ve cemaatlerle işbirliği protokolleri yapmaya devam edeceklerini açıkladı.

Tarikat ve cemaatlerle imzalanan işbirliği protokolleriyle bu yapıların okullarda öğrencilere yönelik olarak sanatsal, sportif, sosyal, kültürel, bilimsel ve teknolojik gelişimi desteklemeye yönelik eğitim, seminer, proje, gezi, kitap okuma, yarış, kamp, yaz okulu ismi altında etkinlikler düzenleyebilmesine imkan sağlanıyor. Protokollerde kamuoyundan, mahkeme kararlarına karşın gizlenen kısımlarda yer alıyor. Protokollerde yer alan kimi maddeler şunlar:

Vakıf tarafından öğrenciler seyahatlere ve kamplara götürülebilecek. Bu aktifliklerin güzergahı ise belli değil. Yani öğrencilerin ‘gezi’ ismi altında tarikat yuvalarına, ‘kamp’ ismi altında da cemaatlerin eğitim kamplarına götürülmesi mümkün olacak.

Vakıf isterse, eğitimleri kendisi tarafından belirlenen yerlerde yapabilecek. Vakıf, çağdaş olduğuna dair takiye yapmaya ihtiyaç duymazsa, öğrencileri tarikat yuvalarına bile sokabilecek.

‘Kitap okuma etkinliği’ ismi altında öğrencilerin hangi ‘eserlere’ mecbur bırakılacağı meçhul. Yani Fetullah Gülen tarafından şimdi ‘kandırılmadan’ önce okullara Said-i Nursi’yi sokma uğraşındaki AKP, bu protokolle birçok pirin çağdışı kitaplarını çocuklara dayatabilecek.

Bakanlık bünyesindeki Halk Eğitim Müdürlükleri, vakfın protokol kapsamında düzenleyeceği gezi, kamp, eğitim, müsabaka benzeri etkinliklere katılım sağlanmasına çalışacak. Yani Bakanlık, vakfa devlet okullarında faaliyet alanı sağlamakla yetinmeyip, bu faaliyetlere öğrencilerin katılması konusunda da elinden geleni yapacak.

Vakıf ile Bakanlık, ortaklaşa belirledikleri kulüpleri liselerde kuracaklar. Hangi gereksinime cevaben protokole koyulduğu bilinmeyen olan bu madde, okullarda bu kulüplere katılan ve katılmayan öğrenciler arasında bir ayrıma neden olacak.

Protokol, tarafların uzlaşmaları ile sonlandırılabilecek. Milli Eğitim Bakanlığı, evvelki protokollerinde (TÜRGEV ile yapılan protokol dahil) tek taraflı fesih yetkisi almıştı. Son yapılan protokollerde vakfın isteği olmadan protokolü sonlandıramayacak.

Geçerlilik müddeti 5 yıl olarak belirtilen protokol, fiilen 10 yıllık. 5 yılın sonunda yenilenmemesi halinde bir 5 yıl daha devam edecek.

Bu etkinlikler kapsamında vakıf çalışanlarına Milli Eğitim Bakanlığı ödeme yapıyor. Yani öğretmenlerin ömür koşullarının güzelleştirilmesine ve özlük haklarının korunmasına dair her türlü talebini ‘bütçe kısıtlılığı’ gerekçesiyle geri çeviren Bakanlık, devletin parasını vakfa aktarıyor. Bunların Milli Eğitim Sistemi’ne dahil edilmesiyle, bakanlıktan elde ettiği gelirle daha da palazlanıyor.

Siyasi çıkarlar şekillendiriliyor

SÖZCÜ’nüngörüştüğü Milli Eğitim Bakanlığı’nın birtakım yetkilileri, Bakan Tekin’in tavrını eleştirdi ve şunları dile getirdi: “Devletin asli misyonlarının başında gelen eğitim, cemaatlere peşkeş çekiliyor. Her fırsatta dile getirdiğimiz üzere; hiçbir dernek, vakıf, cemaat, tarikat Milli Eğitim Sistemine ortak edilmemeli. Kimse Türkiye’nin geleceği olan yavrularımız üzerinden siyasi çıkarlarını şekillendirememeli. Kimse, Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün biz eğitim neferlerine mirası olan çocuklarımıza, çağdışı bir eğitimi reva görememeli. Laik eğitim ve sosyal devlet unsurlarına terslik taşıyan hiçbir uygulamaya geçit verilmemeli. Fakat, birtakım yapılarla yakın ilgi içinde olduğu imzalanan protokollerle ortaya çıkan Bakanın önce anlayışını değiştirmesi gerekir.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.