Türkiye’de her 36 çocuktan biri otizmli

Türkiye’de otizm oranlarında son 20 yılda kayda değer bir artış gözlemlendi. 2000 yılında her 150 çocuktan biri otizm tanısı alırken, 2020’de bu oran 36’da 1’e yükseldi. Dr. Ece Gültekin’in açıklamalarına göre bu artış yüzde 316,67 olarak dikkat çekiyor.

Türkiye’de her 36 çocuktan biri otizmli
Yayınlama: 27.01.2025
A+
A-

Otizm oranlarındaki artışın nedenlerine değinen Çocuk Nöroloji Uzmanı Dr. Ece Gültekin, en çok önemli sebeplerden birinin erken teşhis ve tarama oranlarındaki yükseliş olduğunu belirtti.

Dr. Gültekin, “Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), beynin sinyal iletimindeki bozukluklar sonucu bireylerin iletişim, etkileşim ve öğrenme biçimlerinde farklılıklar gösterdiği nörolojik bir durumdur. Son yıllarda otizm tanısı konan bireylerin sayısındaki artış, daha fazla sayıda çocuğa erken devirde teşhis konulması ve tarama testlerinin yaygınlaşmasıyla doğru orantılıdır. Bu durum, toplumsal farkındalığın arttığını ve otizm konusunda daha fazla bilinirlik kazanıldığını gösteriyor” diye konuştu.

ABD VE ÜLKEMİZDEKİ DURUM

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Türkiye’deki otizm tanısı alma oranlarından söz eden Dr. Gültekin, “2020 yılına ait bir araştırmaya göre, ABD’de 8 yaşındaki her 36 çocuktan biri otizm tanısı alıyor. 2000 yılında ise bu oran 150’de 1’di. Türkiye’de ise, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2023-2030 Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Bireylere Yönelik II. Ulusal Eylem Planı’na göre, 2000 yılında her 150 çocuktan biri otizm tanısı alırken, 2020’de bu oran 36’da 1’e yükseldi. Diğer bir deyişle Türkiye’de 2000 yılından 2020 yılına kadar otizm oranındaki artışın yüzde 316,67 olduğu görülüyor. Bu artış, otizm teşhisinin daha kapsamlı bir şekilde konulmasına ve toplumsal farkındalığın artmasına bağlanıyor” tabirlerini kullandı.

GENETİK VE ÇEVRESEL ETKENLER

“Otizmin kesin sebepleri hala tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimi çok önemli bir rol oynamaktadır” diyen Dr. Gültekin, sözlerine şöyle devam etti:

“Anne adaylarının hamilelik sürecindeki kimi faktörler ve çevresel kirlilik benzeri ögeler, otizm gelişiminde rol oynayabiliyor. Bilhassa Frajil X sendromu, tüberöz skleroz kompleksi ve Prader-Willi sendromu benzeri genetik bozukluklar otizmle ilişkilendirilebilmektedir. Otizm teşhisindeki artış, geçmişte düşük tarama oranlarına sahip birtakım demografik kümelerde daha besbelli hale gelmiştir. Bayanlar, kimi etnik yahut demografik kümedeki çocuklar, prematüre doğanlar ve ileri yaşta ebeveynlik benzeri faktörler de artışı tetikleyebilecek etmenler arasında yer alıyor. “

‘ERKEN TEŞHİS HAYATİ KIYMETE SAHİP’

Otizm teşhisinin çoklukla müşahedeler ve ebeveynlerle yapılan görüşmelerle konulduğunu belirten Dr. Gültekin, erken yaşta yapılan taramaların bireylerin gelişimi açısından büyük farklar yaratabileceğini söyledi.

18-24 ay arasında yapılan tarama testlerinin, potansiyel otizm hadiselerini erken devirde tespit edebileceğini anlatan Dr. Gültekin, ebeveynlerin bu testleri ihmal etmemeleri gerektiğini ekledi.

Erken müdahale ile otizmli çocukların bilişsel, sosyal ve iletişim maharetlerinin çok önemli ölçüde geliştirilebileceğini aktaran Dr. Gültekin, “Üç yaşına kadar başlanan tedaviler, çocukların gelişimine çok önemli katkılar sağlar” dedi.

‘FARKLI TEDAVİ VE TERAPİLERLE GELİŞİM SAĞLANIYOR’

“Otizmin kesin bir tedavisi bulunmamakla birlikte, erken yaşta başlanan tedavi yolları, bireylerin gelişimine büyük katkı sağlıyor” diyen Dr. Gültekin, konuşma terapisi, ergoterapi, sosyal maharet eğitimi ve duyusal entegrasyon terapisi benzeri destek veren tedavi tekniklerinin otizmli bireylerin günlük hayat hünerlerini geliştirdiğini ve ailelerin de sürece dahil edilmesinin çok önemli olduğunu belirtti.

Dr. Gültekin, erken müdahalenin, otizmli çocukların gelecekte daha bağımsız ve sosyal bir hayat sürmelerine yardımcı olabileceğini ve bunun toplumda daha fazla farkındalık yaratacağını ifade etti.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.