Yargıtay ablasını öldüren kardeşin davasını bozdu

Diyarbakır’da eşinen boşanan ablasını mahallede erkeklerle fazla konuştuğu gerekçesiyle öldürüp 8 yıl boyunca saklanan ve İstanbul’da yakalanıp “Töre saikiyle ablasını öldürmek” suçundan 21 yıl hapisle cezalandırılan F.T’nin cezasını Yargıtay bozdu.

Yargıtay ablasını öldüren kardeşin davasını bozdu
Yayınlama: 20.12.2024
A+
A-

Diyarbakır’ın Ergani İlçesinde ablası Yonca Bayburan’ı (24) mahalledeki erkeklerle çok konuştuğu için komşuların dedikodu yapması nedeniyle başına sıktığı tek kurşunla öldürüp 8 yıl gizlendikten sonra yakalanan S.T, yaşı küçük olduğu için çocuk ağır ceza mahkemesinde yargılandı.

Abla katili “Töre saikiyle taammüden öldürme” suçundan önce ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı, akabinde da cinayetin işlendiği tarihte 18 yaşından küçük olduğu için cezası 21 yıla indirildi, hakkında tahrik ve iyi hal indirimi uygulanmadı.

Dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi ise kararı temelden bozdu.

Bozma kararında, abla katilinin her ne kadar töre saikiyle cinayeti işlediğine kanaat getirilerek hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş olsa da, kararın kâfi münasebet içermediği gibi, eksik araştırma yapıldığını, lehe ve aleyhe olan meczupların tartışılmadığına vurgu yaptı.

Yargıtay, Bölge İstinaf Mahkemesince duruşma yapılarak kanıtların yeniden değerlendirilmesini istedi.

Yeniden yargılanan abla katili S.T, “Ablam eşinden ayrılıp bizim eve geldi. Lakin şimdi boşanmamışlardı. Ablam öteki erkeklerle görüşüyordu. Hatta görüştüğü Güney isimli kişi ile ablamın vefatından 10 gün önce de arbede edip karakolluk olduk. Olay olduğunda ben çocuktum hiçbir şeyin farkında değildim. Bugün bile vicdan azabı duyuyorum. Büyük bir yanılgı yaptım, çok pişmanım. Bu olay olduktan sonra tahliye oldum, ailem ile birlikte İstanbul’a taşındık. Ablam öldükten sonra herhangi bir suça da karışmadım. Islah oldum. Aklım başıma geldi, çocuk yaşta yapmış olduğum bir cahillikten ötürü şu an bu cezayı yatıyorum. Önce ulu Allah’a sonra size sığınıyorum” dedi.

TÖREDEN DEĞİL TAAMMÜDEN ÖLDÜRMEDEN AYNI CEZAYI ALDI

Bölge istinaf Mahkemesi, ispat edilememekle birlikte suça sürüklenen çocuk F.T’nin argümanına göre, ablasının diğer erkeklerle görüşmesi ve mahallede ablasının kötü yola düştüğü biçimindeki dedikodular üzerine cinayeti “Namusunu temizlemek” maksadıyla işlediği dikkate alındığında, bunun haksız tahrik sebebi sayılamayacağına dikkat çekti. Yargıtay’a aleyhine temyiz olmadığı için bu durumun sonuç cezayı değiştirmeyeceğini belirten mahkeme, cinayetin töre saikiyle değil, taammüden öldürme olduğuna kanaat getirdi.

SAYGINLIK KAZANMAK YAHUT KINANMAK İÇİN ÖLDÜRMEDİ

TCK’nın 82/1-k hususunun konusunu oluşturan merasimin, belli bir ömür biçimini tercih edenlerin öldürülmesini gerektiren, kötü bir töreyi ifade ettiğini belirten mahkeme, bir davranışın töreden kaynaklandığını söyleyebilmek için bu davranışın bir toplulukta genel olarak benimsenmiş ömür biçimlerinden değer yargılarından kaynaklanmasının gerekli olduğuna vurgu yaptı. Mahkeme, töreden söz edilebilmesi için sadece toplumda benimsenmiş olan ömür biçimine aykırı davranılmasını görev addedip onun tesiriyle öldüren kişinin toplum tarafından saygınlık ile ödüllendirileceğini, gerçekleştirmediği taktirde ise kınanacağını düşünmesi ve bu eylemi hürmetlik kazanmak ya da kınanmamak için işlemesi gerektiğini, lakin S.T’nin ablasını öldürmesindeki maksadın kınanacağı ya da, saygınlık görmek olmadığının altını çizdi.

TASARLAMA YOK, TAHRİK YOK, İYİ HAL YOK

Öldürmenin fail tarafından toplumun öldürme beklentisini yönlendirmesiyle töre cürmünün oluşabileceğini ifade eden mahkeme, töre kavramıyla sık sık karıştırılan namus kavramının bir toplum içinde ahlak kurallarına ve toplumsal pahalara bağlılık, iffet, doğruluk, dürüstlük” olarak tanımlandığını belirtti.

Kıskançlık, cinsel arzu ve isteklere karşılık alamamak, kınamak, hoşlanmamak, tasvip etmemek ve söz geçirememekten kaynaklanan öldürmelerin töre cinayeti olarak nitelendirilemeyeceği vurgulandı.

Ablasının erkeklerle konuşmasını gayrı ahlaki görüp sorumlu tutan S.T’nin kendi sübjektif değer yargılarına aykırı hareket ettiğini düşündüğü ablasını toplumsal bir istek olmaksızın taammüden öldürdüğünün sabit olduğu ifade edildi.

Cinayeti tartışma sırasında ani bir kararla işlediği için tasarlamadan söz edilemeyeceğinin altını çizen mahkeme, ablasının eşinden şiddet görüp kendi konutlarına geri gelmesi ve erkeklerle konuştuğu için öldürdüğü formundaki savunmasının haksız tahrik indirimini gerektirecek bir münasebet olamayacağını kaydetti.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.