Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın Deniz Gezmiş üzerinden CHP’ye yönelttiği tenkide sert tepki gösterdi.
Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, İstanbul’da yaptığı basın açıklamasında, partisinin son derece umutlu, kararlı, inançlı günlerden geçtiğini belirtti.
Sokaklarda da aynı kararlılığın, inadın, mücadelenin devam ediyor olmasından da son derece mutlu olduklarını söyleyen Baş, tüm TİP üyelerinin ve seçmenlerinin ellerinden geldiğince bu mücadelede yer almaya, direnişin kesimi olmaya, bu direnişin ortaya çıkardığı umudun ülkenin geleceğini kurması için mücadeleyi büyütmeye çalıştığını ifade etti. Baş, şöyle konuştu:
HALKIN İRADESİNE VURGU YAPTI
*Bir derleme yapmak gerekirse 19 Mart açık bir darbe teşebbüsüdür. İstisnasız bir biçimde bunu tekrar etmemiz ve bu darbe teşebbüsüne karşı direnişin içinde olduğumuzun bilince çıkarmamız gerekir. Ister üniformalı ister takım elbiseli olsun, üzerindeki kıyafet ne olursa olsun, anayasal nizamı askıya alma teşebbüsü bir darbe teşebbüsüdür.
*Halk iradesini görmezden gelerek, millet ve sandık iradesini yok sayarak, ellerine geçirdikleri polis, yargı gücünü kullanarak halkın iradesini gasp etmeye çalışan bir teşebbüsle karşı karşıyayız.
“ORTADA BİR DARBE TEŞEBBÜSÜ VARDIR”
*Günlerdir ‘cunta’ tartışılıyor. Kelamlık manasıyla baktığımızda, kuvvet kullanarak el koyma teşebbüsüdür. bu askeri ve siyasi bir operasyon olabilir ama sandıktan çıkan iradeyi güç yoluyla tanımama eforu, bunun için yargıdaki kadrolaşmaları, polisi kullanmaları, imkan buldukça kayyum atıyor olmaları hepsi bu gelişmenin bir kesimidir.
*Bunun dünya siyasi tarihinde ‘darde’ dışında bir ismi yoktur. Bunu yapana ‘cuntacı’, başındaki bireye de ‘cunta başı’ diyoruz. NATO’nun, komünizmle mücadele derneklerinin en iyi bildiği şey cuntacılık tartışmasında, Devlet Bahçeli’nin söz söylüyor olmasını da aslında bu tabloyu tamamlayan bir istikameti olarak görüyoruz.
*Bizim açımızdan mesele nettir: Ortada bir darbe teşebbüsü vardır ve hiçbir cunta halktan büyük değildir. Hiçbir cunta, halkın karşısında direnme gücüne sahip değildir ve hiçbir cunta halkn karşısında kalamamıştır, kalmayacaktır.
*Çok kısa zaman sonra hep bir arada göreceğiz, bu cunta, saray rejimi yıkılacak. Bunun en büyük sembollerinden bir tanesi olan Silivri zindanı da kesinlikle yıkılacak. Hiç kimse dehşete kapılmasın, biz bu cuntacılardan daha güçlüyüz.
“SİYASİ TUTUKLULARA SELAM OLSUN”
*Silivri demişken tüm siyasi tutsaklara, yürek dolusu selam ve sevgilerimizi iletiyorum. Bugün siyasi tutsakların özgürlüğü ile ülkemizin özgürlüğü arasında kopmaz bir bağ var. Bu ülke özgürleşince siyasi tutsaklar özgürleşecek.
*Mahir Polat konusunda özel birkaç şey söylemem lazım. Ortada çok açık ve hassas bir durum var ve iktidar bunları göre göre, bile isteye bir oyun oynuyor, daha önce örneklerini Ergenekon’da, Balyoz’da öbür siyasi davalarda gördüğümüz, bir insanı öldürmeyi hedef alan bir teşebbüsle karşı karşıyayız.
*Bunun karşısında çok güçlü bir iradenin şekillenmesi lazım. Cezaevlerindeki gençlerin orada esir tutulması, siyasi tutsakların esir tutulması ve bunların bir yol arkadaşı olarak Uzman Polat’ın bu kadar zorluğa karşın tahliye edilmemesi, iktidarın hesaplaşmasını bize gösteriyor. Uzman Polat’ın derhal tahliye edilmesi adına parti ismine bir davet yapmak istiyorum.
“ELLERİ AYAKLARI BİRBİRİNE GİRMİŞ DURUMDA”
*Tüm yurttaşlarımıza bir davette bulunmak istiyorum: İktidar, unutulacağınızı düşünüyor. ‘Cezaevlerinde kimler unutulmadı, gençler de, Uzman Polat da, Ekrem İmamoğlu da, Can Atalay da unutulur diye düşünüyor.
*Buna asla müsade etmememiz lazım. Bizim misyonumuz bu insanların haksız, hukuksuz şekilde, siyasi nedenlerle cezaevinde tutulduğunu unutmamak, unutturmamak. Perşemde günü saat 14.00’te Kadıköy, Esenyurt, Bakırköy ve Beşiktaş postanelerinden bir mektup atma eylemi gerçekleştirecek İstanbul Kent Örgütümüz.
*Tüm yurttaşları bizim için içeride tutulan insanlara ses olmaya çağırıyorum. Yarın saat 14.00’te her yerden cezaevlerini mektup yağmuruna tutalım.
*İktidar telaşlanmış durumda, dikkat edin inanılmaz bir ambargo, palavralar, baskılar… Buna karşın insanlar sokaklarda direnmeye devam ediyor. Yeni hücumlar başladı, bir adedini bilhassa işaret edeceğim.
*Direnişlerini bitiremedikleri öğrencileri, onların yanında duran akademisyenleri, YÖK eliyle tehdit ediyorlar. YÖK, Kenan Evren’in AKP’ye bir armağanıdır. 12 Eylül faşist darbesinin, üniversiteleri esir tutmak için oluşturduğu YÖK eliyle bugün AKP’nin baskı kurmaya çalışması, aslında kendi karakterlerini de gösteriyor.
*Bütün öğrenci arkadaşlarımızı tebrik etmek istiyorum: Asla teslim olmadılar. Bu mücadeleye kararlı bir biçimde devam ediyorlar. Derse girmemenin, akademik boykotun, sokaklardaki fiili boykotun Türk Ceza Kanunu’nda ve üniversite disiplin yönetmeliğinde de herhangi bir cezai yaptırımı yoktur. Olmayan şeyleri yaratamazsınız.
*İktidara sesleniyorum: Biliyorsunuz, asıl suçlu olan sizsiniz. Hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, sokak ortasında insan öldürmek sizde. Bunları yapan AKP’lilerin ellerini, kollarını sallayarak sokaklarda yürüdüklerini biliyorsunuz ama tıpkı bir mafya örgütü benzeri hepiniz suçlu olduğunuzda ortada suç kalmamış benzeri davranıp bu ülkenin en onurlu insanlarını suçlu hale getirmeye çalışıyorsunuz. Panikten ne yapacaklarını bilemez haldeler. Sokaklardaki öfkeyi ve halkın biriken isyanını o kadar iyi kavrıyorlar ki, elleri ayakları birbirine girmiş durumda.
TUTUKLANAN ÖĞRENCİLERE DİKKAT ÇEKTİ
*İstanbul Valiliği 19-23 Mart’ta protesto ve eylemleri yasakladığında ’15 (h)’ unsuru deniyor. Polis Görev ve Salahiyet Kanunu’nun 15’inci unsurunun h bendi yok. Olmayan bir kanun unsurunu destek göstererek, sokağa yasak getirmeye kalkmışlar.
*Şimdi 301 tane genç arkadaşımız, olmayan bir madde münasebet gösterilerek, valiliğin koyduğu iddia edilen bir yasağı çiğnedikleri için şu an cezaevindeler. Absürtlüğün daha ötesi yok. Herhangi birisi ‘Anayasa’nın 585’inci hususu mucibince, şu kararı aldım’ diyebilir mi? O denli bir madde yok. Bunlar nasıl ülke yönetiyor? Bir de kılıfına uydurmaya çalışıyorlar.
“VATANDAŞ SİZE Mİ SORACAK?”
*Bugün sabah Antalya’dan Mehmet Altındağ parti üyesi arkadaşımız gözaltına alınıyor. Daha önce de gözaltına alındığında, sosyal medya hesabında yaptığı bir paylaşım nedeniyle bir soruşturma açıldığı söyleniyor.
*Bugün sorguya aldıklarında, ‘Bu tweeti neden silmedin?’ diye soruyorlar. Arkadaşımız da ‘Bunun suç olduğu bana bildirim edilmedi, bu türlü bir ceza almadım’ diyor ve ‘Olsun, niçin silmedin’ demişler. Sana ne? Vatandaş ne söyleyip söylemeyeceğini size mi soracak?
*Mersin Sulh Ceza Hakimliği tarafından parti üyelerimiz dahil, sol sosyalist yapıya sahip yapıların ve şahısların sosyal medya hesapları kapatılıyor. Hakim beyin ismi TÜGVA evraklarında torpilliler listesinde. Koskoca Türkiye’de savcı ve hakim bulamıyorsun, gidip bu husus ile hiç ilgisi olmayan Mersin’den bir ceza geliyor.
*İletişimi engelleme suçu aslında bu. Sonra bakıyoruz, TÜGVA’nın torpilli hakimi. Sonra da bu ülkede demokrasinin geliştirilmesinden bahsediyoruz.
AKP’YE DENİZ GEZMİŞ YANITI
*Yalan ve riya bir siyasi parti haline gelse, AKP olurdu. Grup toplantısında Erdoğan konuşuyor, CHP’ye yüklenecek, ‘Deniz Gezmiş’i önce siz öne sürdünüz.
*Sonra kaçıp gittiniz, idamına göz yumdunuz’ diyor ama kıssa, Deniz Gezmiş’i CHP’nin öne sürdüğü falan yok. Birtakım CHP milletvekillerinin oylamaya katılmadığı doğru ama sana sormazlar mı? Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ın idamının onaylandığı TBMM tutanakları duruyor. Bülent Ecevit ve İsmet İnönü hayır oyu kullanıyor idamda. Pekala evet oyu kullanan kim? Alpaslan Türkeş, Süleyman Demirel. Bu senin ortağın değil mi?
*Utanmıyor musun 85 milyon insanın yüzüne bakarak palavra söylemeye? Ben hayatımda arka geriye sistematik bir biçimde palavra söyleyen bir siyasi figür görmedim. İnsan Deniz Gezmiş’in ismini ağzına alırken utanır.
*Senin dava arkadaşların değil mi Deniz Gezmiş’lerin karşısına dikilip onlara saldıran, Amerika’nın buyruğuyla hareket eden? Bunlar yaşasa hızınıza tükürürler. Bunların hayatı sizin gibilerle gayretle geçti.
*Sen okumuyorsun da yanındakilerden bir tanesi söylemiyor mu Nazım Hikmet’in en iyi şiirlerinin, Adnan Menderes’i anlattığı şiirleri olduğunu?
“BİRLİKTE İŞ TUTACAKLAR”
*Trump, ’Erdoğan’ı severim’ diyor ve AKP’liler sevinç çığlıkları atıyor. Siz nasıl insanlarsınız? Netanyahu ile el sıkışmak için yanıp tutuşuyorlar şu an. ‘Filistin bombalanırken siz İsrail’le gemilerinizi yürütmeye devam ediyorsunuz’ dediğimizde neden kızıyorsunuz o zaman? Saray beyzadeliği diye bir şey var artık memlekette.
*Böyle bir insan çeşidi, bizim dünyaya armağanımız oldu. Gazze’de zulüm var, bu zulüm devam etsin diye sevkiyat yapmayı, buradan para kazanmayı düşünen birileri var. Filistinli insanlar bu zulme katlansın diye Trump, Netanyahu ve Erdoğan üçlüsü şu anda birlikte iş tutacak.
*Filistinliler için en kara günler geliyor, alın size uluslararası kara ittifak. Biz zulmün karşısında nerede olursa olsun durmaya devam edeceğiz. Biz bunlarla aynı gemide değiliz.
ELEKTRİĞE YÜZDE 25 ZAM
*Biz Türkiye’nin büyümediğini söylemedik, ekonomik olarak Türkiye’nin büyüdüğü doğrudur. Mesele bir avuç azgın azınlık büyümesi. Ülke serveti artıyor ama nüfusun yüzde 1’i bile olmayan bir avuç azgın azınlık bu büyümenin en büyük dilimlerini alırken, milyonlarca fakir, açlığa ve sefalete mahkum ediliyor. Elektriğe de yüzde 25 zam yaptılar.
*Zam yaptıklarında kim kazandı? Özellleştirdikelri elektrik dağıtım şirketleri. Memleketi parsel parsel bölüp paylaşmışlar, bizim yurttaşlarımız ay sonunu değil, gün sonunu getiremez haldeyken bunlar günlerini gün ediyor.
*Bunlar sadist değil, faşist. bunlar ezilenleri, işçileri susturmak için faşizmi kullanıyorlar. Bunlar herkesi cezaevlerine atıyorlar zira elektriğe yüzde 25 zam yaptıklarında herkes sussun istiyorlar ve bu endişeyi yaygınlaştırmaya çalışıyorlar.
*Bu sokaktaki isyan, yeni bir Türkiye’nin çağırıcısı, inşacısı. Türkiye İşçi Partisi bu günler için kurulmuştu zati. Sözümüze değer veren herkese bu çağrıyı yapmak istiyorum: Sokağın bu sesini duymak zorundayız.
*Gençlerin, emekçilerin, bayanların daha çok konuştuğu yeni bir siyaset üslubunun Türkiye’de güçlenmesinin vakti gelmiştir. Bu isyan hiçbir kişi ya da partiye mal edilemeyecek kadar büyüktür. Bizim misyonumuz halk örgütlenmelerini yaratmaktır. Ses ver Türkiye saraydan duyulsun, ses ver Türkiye bu zulüm son bulsun.